Asteroit nedir?

Yazıyı Sosyal Medya Hesaplarında Paylaş

Bu yazımızda asteroit nedir kısaca inceleyip, asteroit hakkında bilgi paylaşacağız. Meteor ve asteroit arasındaki farklara göz atacağız. Tarihi güneş sistemimizin oluşumu kadar eskilere dayanan astroitler nasıl keşfedilmiştir sorusunun da yanıtını bulacağınız yazımız karşınızda!

Asteroidin tanımı

vesta asteroidi
Kaynak: NASA

Asteroitler, çakıl büyüklüğünden yaklaşık 1,000 km büyüklüğüne kadar değişen kayalık metalik nesnelerdir. Güneşin yörüngesinde olmalarına rağmen gezegen olarak kabul edilmeyecek kadar küçüktürler. Asteroitlerin güneş sistemimizin oluşumundan kalan materyaller olduğu düşünülmektedir. Çoğu, Mars ve Jüpiter‘in yörüngeleri arasında uzanan halka şeklindeki bir “Asteroit Kuşağı” nda bulunur.

Güneş sistemimizde birkaç yüz bin asteroidin var olduğu bilinmektedir ve birçoğu henüz keşfedilmemiştir. Keşfedilmemiş asteroitlerin çoğu, 100km’den daha az boyutlara sahip küçük asteroitlerdir. Bu küçük asteroitlerin bir milyonun üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bazı asteroitler gezegenlerin yörüngesinde bulunur. Bu, asteroit ve gezegenin güneş etrafındaki aynı yolu takip ettiği anlamına gelir. Dünya ve diğer birkaç farklı gezegenin de böyle asteroitleri vardır.

Boyutlarına bağlı olarak bazı asteroitler Dünya için tehlikeli olabilir. Pek çoğu geçmişte Dünya’ya çarpmış ve dünyadaki yaşamı tamamen değiştirmiştir. Örneğin dinozorların neslini tüketen Dünya’ya çarpan bir asteroittir. Aynı şeyin insan neslinin başına gelmesini engellemek için bilim adamları asteroitleri sürekli inceleyip, yörüngeleri ve fiziksel özellikleri hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışmaktadırlar. Bir asteroit Dünya’ya doğru yönelirse bunu bilmemiz hayati derecede önemlidir.

Asteroitler nereden gelmektedir?

Asteroitlerin oluşumu çok çok eskilere evrenin ve güneş sisteminin oluşum sürecine kadar uzanmaktadır. Güneş sistemimiz yaklaşık 4.6 milyar yıl önce büyük bir gaz ve toz bulutunun çökmesiyle oluşmuştur. Bu olduğunda, uzaydaki materyallerin çoğu bir merkezde toplanıp ve güneşimizi oluşturmuştur. Bir kısmı da başka merkezlerde toplanarak gezegenleri oluşturmuştur. Asteroit kuşağındaki nesnelerin hiçbir zaman gezegenlere dahil olma şansı olmamıştır. Uzayda başıboş bir durumda varlıklarını sürdürmüşlerdir. Aslında asteroidler gezegen olma şansını yitirmiş ya da bir gezegenin parçası olma şansına sahip olamamış büyük kayalık parçalardır.

Tüm asteroitler aynı mıdır?

Güneşten farklı mesafelerde farklı yerlerde asteroitler oluştuğundan, “Asteroitlerin hepsi aynı özellikte midir?” sorusunun cevabını şöyle verebiliriz:

Tabii ki değillerdir! Şöyle ki:

  • Asteroitler gezegenlere benzemez. Pürüzlü ve düzensiz şekillere sahiptirler. Örneğin Ceres asteroidi neredeyse küreseldir. Çukurlu veya kraterli bir yapıya sahiptir. Vesta Asteroidinin yaklaşık 460 km çapında dev bir krateri vardır. Diğer çoğu asteroidin yüzeylerinin tozla kaplı olduğu düşünülmektedir.

  • Bazı asteroitlerin çapı yüzlerce kilometredir, ancak binlercesi de çakıl taşı kadar küçüktür. Boyutları Ceres Asteroiti gibi 940 kilometreye kadar ulaşabilirken 2015 TC25 asteroidi gibi 2 metre kadar da olabilirler.

  • Çoğu asteroit, farklı kaya türlerinden oluşmaktadır; ancak bazıları nikel ve demir gibi kil veya metallere sahiptir.

Asteroitlerden neler öğrenebiliriz?

Asteroitler güneş sistemimizdeki diğer gezegenlerle aynı anda oluştuğundan, bu uzay kayaları bilim insanlarına gezegenlerin ve güneşin tarihi hakkında birçok bilgi verebilir. Bilim adamları göktaşlarını inceleyerek asteroitler hakkında bilgi sahibi olabilirler. Tipik bir asteroidin yüzeyinin ortalama sıcaklığı -73 santigrat derecedir. Bu nedenle asteroitler milyarlarca yıldır çoğunlukla değişmeden kalmıştır. Bu nedenle, asteroit araştırmaları, erken güneş sistemi hakkında çok fazla şey ortaya çıkarabilir.

NASA birkaç uzay görevini asteroitleri incelemek için gerçekleştirmiştir. NEAR Shoemaker uzay aracı, 2001 yılında Dünya’ya yakın bir asteroit olan Eros’a inmiştir. Dawn uzay aracı da, 2011’deki ikinci en büyük nesne olan Vesta’yı incelemek için asteroit kuşağına gitmiştir. Vesta o kadar büyük bir asteroittir ki boyutları adeta küçük bir gezegen gibidir.

NASA, 2016 yılında, Bennu adında bir Dünya asteroidini incelemek ve bir asteroit numunesi getirmesi için OSIRIS-REx uzay aracını bu asteroide göndermiştir.

Asteroitlerin Dünya’ya etkileri

Dünyaya çarpan asteroit
(Kaynak: Daily Express)

Dünya yaklaşık 4.5 milyar yıl önce oluştuğundan beri, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar belli zaman aralıklarında gezegenimize çarpmıştır. NASA’ya göre bir asteroidin Dünya’ya çarpma olasılığı çok çok düşüktür. Bir asteroidin küresel felaket oluşturabilmesi için çeyrek mil genişliğinden daha büyük boyutlarda olması gerekmektedir. Araştırmacılar, böyle bir etkinin atmosferin içinde etkili bir şekilde “nükleer kış” yaratacağını ve dünyadaki tarımı ciddi şekilde bozacak kadar toz çıkaracağını tahmin etmektedirler. NASA yetkilileri, felaket yaratacak kadar büyük bir asteroidin ortalama olarak 1000 yüzyılda bir Dünya’ya çarpma olasılığı olduğunu belirtiyorlar.

Her 1000 ila 10.000 yılda bir Dünya’yı vurduğuna inanılan küçük asteroitler bir şehri tahrip edebilir veya yıkıcı tsunamilere neden olabilir. NASA’ya göre, 25 metreden daha küçük uzay kayaları, Dünya’nın atmosferine girdiklerinde büyük olasılıkla yanacak ve yüzeye ulaşmayacaktır.

İronik bir biçimde Dünya’daki yaşamın asteroitlerden veya kuyruklu yıldızların dünyaya çarpması sonucu oluştuğu teorileri de mevcuttur. Araştırmacıların ellerindeki veriler Dünya oluştuğunda yüzeyinin kuru ve çorak olduğunu gösteriyor. Asteroit ve kuyruklu yıldız çarpışmaları, su buzunu ve diğer karbon bazlı molekülleri yaşamın gelişmesine izin verecek şekilde gezegenimize getirmiş olabilir. Bu ciddi bir teoridir. Asteroitlerin ve kuyruklu yıldızların dikkatle araştırılıp incelenmesinin sebeplerinden biri de yaşamın kaynağının bu cisimlerden geldiğinin düşünülmesidir.

Meteor ve asteroit arasındaki fark nedir?

Asteroitler ve meteorlar her ikisi de uzay kayalarıdır. İkisi arasındaki fark, Dünya yüzeyine ne kadar yakın olduklarına bağlıdır.

Yukarıda da anlattığımız gibi asteroitler güneşin yörüngesinde dönen büyük kayalık cisimlerdir. Çoğu Mars ve Jupiter arasındaki asteroit kuşağında yer alır, bir kısmı da Dünya, Güneş ve diğer gezegenlerin etrafında yer alır. Bazen asteroitler çeşitli nedenlerle parçalara ayrılıp ufalanır. Asteroitten ayrılan bu parçalara “meteroit” ya da “göktaşı” adı verilir.

Bir göktaşı Dünya’ya yeterince yaklaşırsa ve Dünya’nın atmosferine girerse, buharlaşır ve bir “meteor” olur. Bu da gökyüzünde halk dilinde “yıldız kayması” olarak bilinen olayın gerçekleşmesiyle sonuçlanır. Bu kaya parçaları Dünya yüzeyine kadar buharlaşmadan ulaşırsa tekrardan “meteorit” veya “göktaşı” olarak adlandırılır.

Özetle şu şekilde tarif edebiliriz:

Asteroitler: Uzayda bulunan ve çeşitli gezegenlerin etrafında dönen kaya parçalarıyken;

Meteorlar ise Dünya atmosferine giren ve atmosferik etkilerle yanıp güzel bir görsel şölen oluşturan kaya parçalarıdır.

Göktaşı (meteorit) ise asteroitlerden kopan ve dünya atmosferine girdiğinde buharlaşmadan sağ salim dünya yüzeyine ulaşan kaya parçalarıdır.

Asteroitler nasıl keşfedilmiştir?

Ceres cüce gezegeni (Kaynak: NASA)
Ceres cüce gezegeni (Kaynak: NASA)

1801’de yıldız haritası yaparken, İtalyan rahip ve astronom Giuseppe Piazzi Mars ve Jüpiter arasında dönen ilk ve en büyük asteroit olan Ceres’i keşfetti. Ceres ilk keşfedildiğinde devasa boyutu sebebiyle bir gezegen olarak adlandırılmıştı. Daha sonraları yapılan araştırmalar sonucu Ceres’in dev bir asteroit olduğu anlaşıldı ve günümüzde “cüce gezegen” kategorisinde sınıflandırılmaktadır. Ceres 940 km’yi bulan çapıyla ana asteroit kuşağının içindeki veya yakınında bilinen tüm asteroitlerin dörtte birini oluşturmaktadır.

1801 ve 1808 yılları arasında, üç farklı gezegen sandıkları astreoidi keşfettiler ve bunları Pallas, Juno ve Vesta olarak adlandırdılar. Bu üç kütle de Ceres’ten daha küçüktü.

Beşinci nesne olan Astraea, 1845’te keşfedildi. Bu keşifle beraber bu keşfedilen cisimlerin gezegen değil asteroit olduğu kabul gördü. Daha sonraları yapılan araştırmalar sonucunda Mars ve Jupiter arasında dev bir “asteroit kuşağı” olduğu ortaya çıktı. O zamandan beri neredeyse her yıl yeni asteroitler keşfedilmektedir.

Günümüzde görevi sadece yeni asteroitler bulmak olan birkaç teleskop mevcuttur. Bu teleskopların birincil amacı, Dünya’nın yörüngesinden geçebilecek ve dolayısıyla bir tehlike yaratabilecek asteroitleri bulmaktır.

Asteroit madenciliği nedir?

Asteroid madenciliği
Asteroit madenciliği (Kaynak-NASA)

Asteroit madenciliği günümüzde oldukça popüler olan bir konudur. Dünya’daki kaynakların tükenmesi ihtimaline karşı ve “yerinde kaynak” bulunabilmesi amacıyla uzayda ve dolayısıyla uzay kütlelerinin gövdelerinde farklı maden arayışları yapılmaktadır. Asteroit madenciliği, asteroitlerden ve dünyaya yakın küçük gezegenlerden ham madde ve element çıkarılması işleminin genel adıdır. Asteroit madenciliğinde, asteroitlerde mineral ve gaz bulunmaya çalışılmaktadır. Uzayda inşa edilecek yapılarda kullanılmak üzere demir, nikel ve titanyum elementleri ve astronotların bu yapılarda çalışmalarını devam ettirebilmeleri için gerekli su ve oksijen aranmaktadır. Roket yakıtında kullanmak için hidrojen ve oksijen temin etmek gibi görevler de astroit madenciliğinin kapsamına girer.

 

 

Kaynaklar:  Kaynak-1  Kaynak-2  Kaynak-3

 

İlginizi çekebilir:

Güneş Sistemi Nedir

Güneş Nedir

Asteroit Kuşağı Nedir

Kuiper Kuşağı Nedir

Oort Bulutu Nedir

Kuyruklu Yıldız Nedir

Meteor Nedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sixteen − 5 =