Astronomi Nedir?

Astronomi Nedir?

Astronomi, Dünya’nın atmosferinin ötesindeki uzay bilimidir. Güneş Sistemimizdeki Ay, Güneş, gezegenler, yıldızlar, galaksiler, bulutsular, karadelikler gibi kavramları ve nesneleri gözlemleyen bilim dalıdır.

“Astronomi” kelimesi eski Yunanca’daki “astron” ve “nomos” kelimelerin birleşiminden oluşmuştur. Türkçe karşılığı “Yıldızların Yasası” anlamına gelmektedir. Bilinen en eski bilim dallarından olan astronomi evrenin oluşumu ve gelişimi ile birlikte gök cisimlerinin evrimi, fiziği, kimyası, meteorolojisi ve hareketi ile ilgilidir.

Astronomi, “astroloji” ile karıştırılmamalıdır. Astroloji yıldızları incelemeyi ve yıldızları insanların kişisel özellikleriyle ve geleceği ile ilişkilendirmeyi içerir. Astrolojinin kanıtlanmış bilimsel bir geçerliliği yoktur.

İnsanlar binlerce yıl boyunca astronominin derinliklerine girerek onu en eski bilimlerden biri haline getirdiler. Modern astronomiden önce antik tarihlerde bile insanlar sık ​​sık yıldızları izlediler ve uzaydaki konumlarını not ettiler. Günümüzde, yer tabanlı teleskoplar gibi ekipmanlar uzaydaki gök cisimlerini gözlemlemek için kullanılmaktadır. Gök cisimlerini içeren olayları incelemek isteyen bilim insanları olan gök bilimciler, evreni daha fazla araştırmak için uzay sondaları ve uydular kullanırlar. Bu ekipmanlara ek olarak uzayda yayılan elektromanyetik spektrum ve radyasyonu belirlemek için fotometreler ve spektrometreler de kullanarak yeni gök cisimlerinin keşfedilmesini sağlayarak evren hakkında bilginin artmasına yardımcı olurlar.

Astronominin Dalları

Modern gökbilimciler iki alanda astronomik çalışmalar yapmaktadırlar:

  • Gözlemsel astronomi: Yıldızların, gezegenlerin, galaksilerin vb. doğrudan incelenmesine odaklanır.
  • Teorik astronomi: Sistemlerin nasıl geliştiğini modeller ve analiz edebilir.

Diğer birçok bilim alanından farklı olarak, gök bilimciler bir sistemi tamamen doğumdan ölüme kadar gözlemleyemezler. Gök cisimlerinin, yıldızların ve galaksilerin ömrü milyonlarca yıla kadar uzanmaktadır. Bunun yerine, gök bilimciler gök cisimlerinin nasıl oluştuklarını, evrildiklerini ve öldüklerini belirlemek için evrimin çeşitli aşamalarındaki anlık görüntülerine güvenmek zorundadır. Bu nedenle, teorik ve gözlemsel astronominin bir araya gelip çalışma zorunluluğu vardır. Çünkü teorik bilimciler bilimsel simülasyonları oluşturmak için gözlemlerden toplanan bilgileri kullanırlar. İki alan birbirini tamamlar dersek daha da doğru olur. Teorik astronomi gözlemsel sonuçları açıklamaya çalışır ve teorik sonuçları doğrulamak için gözlemler kullanılır.

Astronominin Alt Dalları

Astronomi, bilim adamlarının belirli nesneler ve fenomenler konusunda uzmanlaşmasını sağlayan bir dizi alt alana bölünmüştür.

Gezegensel astronomi

Gezegenlerin büyümesi, evrimi ve ölümüne odaklanır. Aynı zamanda kuyruklu yıldızlar ve meteorları inceler. Londra Üniversitesi’ne göre gezegen gök bilimi “astronomi, atmosfer bilimi, jeoloji, uzay fiziği, biyoloji ve kimya konularını içeren disiplinler arası bir alandır.

Yıldız astronomisi

Gözlerini yıldızlara çevirmiştir. Yıldızların ölümü sonucu oluşan kara delikler, bulutsular, beyaz cüceler ve süpernovaları inceler. Kaliforniya Üniversitesi “Yıldız astronomisinin odağını evrende meydana gelen fiziksel ve kimyasal süreçler” olarak tarif eder.

Yıldız astronomisi nedir

Solar astronomi

Tek bir yıldızı; yani Güneş’i incelerler. Güneş diğer yıldızların nasıl çalıştığını anlamamıza yardımcı olur; çünkü yüzeyiyle ilgili ayrıntıları ortaya çıkaracak kadar bize yakın olan tek yıldızdır.

Galaktik astronomi

Galaksimiz Samanyolu üzerinde çalışır. Ekstragalaktik astronomi ise Samanyolu dışındaki yıldız kümelerinin nasıl oluştuğunu, değiştiğini ve öldüğünü belirlemek için çalışır. Yıldızların ve gazın dağılışı, bileşimi ve fiziksel koşullarındaki değişimi izlemek ve yorumlamak galaksimizin gizli tarihini keşfetmemize de yardımcı olur.

Kozmoloji

Büyük patlamadaki şiddetli başlangıçtan günümüze kadar geçen ve hatta muhtemel ölüm zamanına kadar arada geçen evrenin sırlarıyla ilgilenir.  Astronomi çoğu zaman (her zaman değil) çok somut, gözlemlenebilir şeyler hakkındadır. Oysa kozmoloji tipik olarak evrenin geniş ölçekli özelliklerini, görünmez ve bazen de tamamen teorik olayları içerir. (sicim teorisi, karanlık madde ve karanlık enerji ve çoklu evren kavramı gibi)

Astronomi aynı zamanda diğer bilim dalları ile olan bağlantılarına göre de bölünebilir:

Astrobiyoloji, evrendeki biyolojik yapıların başlangıcı ve evrimi ile ilgilenir.

Astrojeoloji, “Gezegenlerin içeriği nelerden oluşur?” sorusunu yanıtlar.

Astrofizik, evrendeki gök cisimlerinin fiziksel özelliklerini inceler.

Astrokimya da uzayda bulunan kimyasalların oluşumunu, dağılımını ve etkileşimini inceler.

Astronominin Doğuşu ve Astronomi Tarihi

Eski uygarlıklar, tanrılarının göklerde yaşadıklarına inanıyorlardı. Bu yüzden astronomi inançlara bir anlam katmak amacıyla kullanılıyordu. Astronomi ile açıklanan olaylar tanrıların iradesinin bir yansımasıydı adeta.  Bu zamanlarda ilahi olayları açıklamakta kullanılan astronomi aynı zamanda çiftçilik için mevsimlerin döngüsünü tahmin etmek, zamanı ölçmek ve yön bulmak gibi daha pratik uygulamalarda da kullanılıyordu.

Astonomi tarihi görsel

M.Ö. Astronomi

M.Ö. 5000 yılına kadar, antik halklar gökkubbeyi doğru bir şekilde ölçmek için Neolitik Çağ ‘Goseck dairesi’ ​​gibi güneş gözlemevleri kurmaya başlamışlardı. Sümerler ve Babiller daha sonra, bazı parlak yıldızların ve çeşitli takımyıldızların adlarını ve Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegenlerinin hareketlerini içeren, şimdiye kadar bulunan en eski astronomik kayıtların bazılarını tuttular.

M.Ö. 3.000’de Mısırlılar, 30’ar günler halinde 12 aya ayrılmış ve bayram günleri adı altında yılın sonuna ilave bir beş gün daha eklenmiş olarak kullandıkları 365 günlük bir takvime sahiptiler. Mısırlılar haricinde dünyanın diğer bölgeleri de gökyüzünü dikkatlice inceliyordu ve MÖ 2137’de Çin’de bilinen en eski güneş tutulması kaydedilmişti.

Bu anlattığımız yıllarda, astronomi hala astrolojiye yakından bağlı kaldı. M.Ö 600 yıllarına kadar Pisagor, Miletli Thales, Plato ve Aristoteles gibi Yunanlıların çalışmaları, astronomiyi yalnızca gözlemlemekten ibaret bir aktivite olmaktan çıkararak evrenin yapısına ilişkin teorik bir bilim haline dönüşmesini sağladı. Ayrıca evrenin hareketlerinin nedenlerini açıklamak için matematik, geometri ve trigonometriyi de kullandılar. M.Ö 280’de Samos’a ait sabit bir Güneşin etrafında dönen Dünya ve gezegenlerin olduğunu açıklayan ilk güneş merkezli teori genel olarak kabul görmedi. M.Ö. 140 yılında Ptolemy “Almagest” adlı yayınında yer merkezli modeli daha da geliştirdi ve bu model Batı Dünyası’nda 1500 yıl boyunca kullanıldı.

 

M.S. Astronomi

Modern astronomi Kilise’nin sert protestolarına rağmen Rönesans döneminde tam anlamıyla şekillenmeye başladı. 1543’te Kopernik, Evrenin güneş merkezli bir görüşünü desteklemek için ampirik kanıtlar kullanan “Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine” eserini yayınlarken Tycho Brahe gezegenlerin pozisyonları hakkında detaylı gözlemler yaptı. Brahe’nin ölümünden dört yıl sonra, 1605’te asistanı ve halefi Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş etrafında eliptik yörüngelerle döndüğünü gördü ve böylece “Gezegensel Hareket Yasasını” astronomi dünyasına sundu.

Daha sonra Galileo yeni icat edilmiş bir teleskop kullanarak Jüpiter’in dönen ay sistemini görüntüledi ve Dünya’nın etrafında dönen cisimler olduğu gibi dönmeyen cisimler olduğunu da belirledi.

1687’de Sir Isaac Newton, uzayı incelemek için mercek yerine kavisli ayna kullanan yeni bir teleskop icat etti ve “Doğal Felsefenin Matematiksel İlkeleri” adlı son derece etkili kitabını yayınladı. Newton, bu kitabında Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü ve yeni bir evrensel çekim yasasını belirlediğini yazıyordu. Bu bakış açısı modern astronominin fitilini ateşledi.

O zamandan beri insanlık yıldızları, gezegenleri haritalamak, tüm astronomik nesneler katalogunu derlemek ve doğalarını tahmin etmek için oldukça kapsamlı çalışmalar serisi üretti. Örneğin, 1798’de, Laplace “Kara Delik” kavramını önerdi. 1817’de Charles Messier bulutsu, yıldız kümeleri ve galaksileri içeren “103 derin gökyüzü nesnesi”nin bir listesini hazırladı.

Astrofizik, 1900 yılında Max Planck’ın kuantum mekaniğini icat etmesi ve Einstein’ın Özel ve Genel Görelilik teorilerinde uzay-zaman ve yerçekimi ilişkisini açıklamasıyla evreni algılayışımızı kökten değiştirdi.

1900’lerin ortalarına kadar Edwin Hubble, galaksilerin Samanyolu’nun dışında ayrı sistemler olduğunu ve evrenin genişlediğini kanıtladı. İnsanoğlu ilerleyen yıllarda ayda yürüdü, Dünyanın etrafındaki yörüngede Uzay İstasyonları kurdu ve güneş sistemimizin dışındaki yüzlerce gezegeni keşfetti.

Astronomi ile İlgilenen Bilim Adamları

Yüzyıllar boyunca, astronomide, bilimin gelişmesine ve ilerlemesine katkıda bulunan sayısız yenilikçi beyin oldu. Bugün dünyada kozmosun incelenmesine adanmış 11.000’den fazla eğitimli astronom var. Astronomi tarihteki en önemli bilim insanlarını şöyle sıralayabiliriz:

Nicolaus Copernicus (1473 – 1543)

Polonyalı hekim ve avukattı. Rakamlara olan hayranlığı ve gök cisimlerinin hareketlerini araştırması ile güneş sisteminin sırlarını çözdü ve bu ona “mevcut güneş merkezli modelinin babası” ünvanını getirdi.

Tycho Brahe (1546 – 1601)

Gökyüzünü incelemek için çeşitli aletler tasarlayan Danimarkalı bir asildir. Tasarladığı aletler gezegenlerin ve diğer gök cisimlerinin konumlarını hassas bir şekilde çizilmesini sağlayan hesap makinesi tipi makinelerdi. Öğrencisi olarak başlayan Johannes Kepler Brahe’nin çalışmalarına devam etti ve kendi başına birçok keşif yaptı. “Gezegensel Hareketin Üç Yasası” Kepler’in en önemli yayınıdır.

Galilei Galileo

Galileo Galilei (1564 – 1642)

Gökyüzünü incelemek için teleskop kullanan ilk kişiydi. Bazen teleskobun yaratıcısı olarak anılır; ancak bu doğru değildir. Bu onur Hollandalı gözlükçü Hans Lippershey’e aittir. Galileo gök cisimlerin ayrıntılı çalışmalarını yaptı. Ay’ın Dünya gezegenine kompozisyon bakımından benzer olduğu ve Güneş’in yüzeyinin değiştiğini (yani, Güneş yüzeyindeki güneş lekelerinin hareketi) bulan ilk kişi oydu. Ayrıca Jüpiter’in uydularından dördünü ve Venüs’ün evrelerini ilk gören o oldu. Samanyolu ile ilgili gözlemleri ve sayısız yıldız keşfi ile bilim dünyasında derin izler bıraktı.

Isaac Newton (1642 – 1727)

Tüm zamanların en büyük bilimsel beyinlerinden biri olarak kabul edilir. Sadece kütle çekimi yasasını bulmakla kalmadı, aynı zamanda onu tanımlamak için yeni bir matematiğe ihtiyaç duyulduğunu fark etti. Keşifleri ve teorileri, 200 yıldan uzun bir süredir bilimin yönünü belirledi ve modern astronomi çağına adını altın harflerle yazdırdı.

Albert Einstein (1879 – 1955)

Genel görelilik teorisi ile Newton’un kütle çekimi yasasına bir düzeltme getirdi.  Enerjinin kütle ile olan ilişkisi (E = MC2) astronomi için bir mihenk taşıdır.

Edwin Hubble (1889 – 1953)

Genişleyen evreni bulan bilim adamıdır. Hubble, o sırada gök bilimcilerin kafasını kurcalayan en büyük iki soruyu yanıtladı. Aslında evrenin kendi galaksimizin ötesine de uzandığını yani başka galaksilerin de olduğunu belirledi. Hubble daha sonra bu diğer galaksilerin bizden uzaklıklarına orantılı hızlarda uzaklaştığını da kanıtladı. Aslında evren sanıldığından çok daha büyüktü ve sürekli genişliyordu.

Stephen Hawking (1942 – 2018)

En modern bilim insanlarından biridir. Çalışmaları, kara delikler ve diğer egzotik gök cisimleri hakkındaki bilgimizi önemli ölçüde arttırdı. Hawking, evreni ve onun yaratılışını anlamamızı sağlayabilmek için önemli adımlar attı.

 

Kaynaklar: Kaynak-1  Kaynak-2  Kaynak-3  Kaynak-4

 

İlginizi çekebilir:

Uzay nedir

Gezegen nedir

Astronom nedir

Güneş Sistemi nedir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × 2 =