Carl Sagan Kimdir?

Yazıyı Sosyal Medya Hesaplarında Paylaş

1970 ve 80’lerin en bilinen bilim adamlarından biri olan “Carl Sagan”ı yakından tanımaya ne dersiniz? Bu makalemizden Carl Sagan’ın hayatını inceleyeceğiz.

Carl Sagan’ın hayatı kısaca

Astronom Carl Sagan 9 Kasım 1934’te Brooklyn, New York’ta doğdu. Gezegenler üzerinde çalıştığı ve dünya dışı zekâ kuramlarını incelediği Chicago Üniversitesi’nden mezun oldu. 1968’de Cornell’in Gezegen Çalışmaları Laboratuvarı direktörlüğüne seçildi ve çeşitli projelerde NASA ile çalıştı. Nükleer karşıtı bir eylemci olan Sagan, 1983’te “nükleer kış” fikrini ortaya koydu. 1996’da ölümünden önce bir roman, birkaç kitap ve akademik makaleler yazdı. TV belgesel dizisi Cosmos’u yayınladı.

Carl Sagan’ın biyografisi

Carl Sagan 9 Kasım 1934’te Brooklyn New York’ta doğdu. Sagan’ın astronomiye ilgisi çok erken yaşlarda başladı ve henüz beş yaşındayken annesi onu yıldızlarla ilgili kitapları bulması için kütüphaneye gönderdi. Kısa bir süre sonra, ailesi onu astronomiye olan ilgisini daha da arttırdığı New York Dünya Fuarı’na götürdü. Ayrıca gençliğinde 1940’ların pulpa dergilerindeki bilim kurgu hikâyelerinin hayranıydı ve bu dergiler için dünya dışı varlıkların kullanabileceğini düşündüğü uçan daireler ile ilgili bir rapor hazırladı.

Sagan, 1951 yılında 16 yaşında liseyi bitirdi ve Chicago Üniversitesi’nde öğrenim hayatını sürdürdü. Bu üniversitede de dünya dışı yaşamlar hakkında deneyler ve araştırmalar yapma şansına sahip oldu.  1955 Sagan fizik lisans derecesiyle mezun oldu ve bir yıl sonra da masterını bitirdi.

Dört yıl sonra Sagan (astronomi ve astrofizik doktorasını da aldıktan sonra) çalışmalarını Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nde sürdürebilmek için Kaliforniya’ya taşındı. Orada NASA’nın Mariner 2 robot sondası için kızılötesi radyometre geliştiren bir ekibin parçası oldu.

Carl Sagan’ın yaptığı çalışmalar

1960’larda, Harvard Üniversitesi’nde ve Smithsonian Astrofizik Gözlemevi’nde özellikle Venüs ve Jüpiter gezegenlerinin fiziksel koşullarına odaklandı. 1968’de Sagan, Cornell Üniversitesi’nin Gezegensel Çalışmalar Laboratuvarı’nın direktörü oldu ve üç yıl sonra da profesör unvanını aldı. Yine NASA ile birlikte çalışan Sagan, Viking sondasının Mars’a nasıl ineceğine dair çalışmalara ve Güneş Sistemimizin ötesine gönderilen Pioneer ve Voyager sondalarının üzerinde taşınacak mesajları oluşturmaya yardımcı oldu.

30’lu yaşlarındayken yıldızlararası uçuşun fizibilitesi, uzaylıların binlerce yıl önce Dünya’yı ziyaret ettiği fikri ve Jüpiter‘in atmosferindeki gaz formundaki yaşamlar hakkındaki söylemleri popülaritesini daha da artırdı. Ayrıca UFO’lar hakkında ve Venüs’ün yüzeyini insanlar için yaşanabilecek bir ortama dönüştürme hakkında kongreler düzenledi.

1968’de Sagan Amerika’nın en bilinen bilim insanlarından biriydi ve aynı yıl Stanley Kubrick’in kült filmi 2001: A Space Odyssey’nin danışmanlığını yaptı. 70’lerde ve 80’lerde çok sayıda kitap yazdı. 1985 romanı “Contact” 1997 yılında Jodie Foste’ın başrolünde bir film haline getirildi. Bu eserleri bilim dünyasının ve genel izleyicilerin dikkatini çekti.

Sagan, 1980’de, uzay araştırmalarına odaklanan uluslararası kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Planetary Topluluğu’nu kurdu ve aynı zamanda yazdığı ve ev sahipliği yaptığı Cosmos: A Personal Voyage adlı TV dizisini başlattı. Ayrıca seriye eşlik etmek için aynı isimde bir kitap da yazdı. Ünlü çalışmalarından bir diğeri olan, Soluk Mavi Nokta: Uzayda İnsan Geleceğinin Vizyonu (1994), Cosmos’un devamıydı ve Dünya’yı uzayda sadece bir leke olarak gösteren ünlü Soluk Mavi Nokta fotoğrafından ilham aldı. Sagan, Soluk Mavi Nokta’da Voyager 1 sondasının çektiği Dünya’nın fotoğrafını, insanlığın engin evrendeki yerini ve geleceğe yönelik görüşünü tartışmak için bir sıçrama noktası olarak kullanıyordu.

Sagan, hem ünlü hem de bilim insanı statüsünü kullanarak nükleer silahsızlanma için bir kampanya yürüttü ve Başkan Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi’nin bir rakibi oldu. 1983 yılında, “nükleer kış” kavramını tanıtan bir makale yazdı ve bir sonraki yıl da “Soğuk ve Karanlık: Nükleer Savaştan Sonra Dünya” kitabını yazdı.

Carl Sagan’ın son dönemleri ve ödülleri

Sagan’ın kariyeri boyunca birkaç kez onurlandırıldı. NASA’nın Özel Kamu Hizmeti Madalyası (1977, 1981) ve Ulusal Bilim Akademisi Kamu Refah Madalyası’nı (1994) aldı.

Kemik iliği hastalığından, 20 Aralık 1996’da, 62 yaşındayken öldü. On sekiz yıl sonra, Cosmos serisi TV’ye geri döndü. Bu sefer Neil DeGrasse Tyson serileri bir bütün olarak tekrar topladı ve adeta Carl Sagan’a bir saygı duruşunda bulundu. Cosmos yeni nesil izleyiciler tarafından her zaman ilgiyle izlenen ve Dünya atmosferinin sınırlarının ötesinde yatan şeyler konusunda zihin açan bir belgesel serisi haline geldi.

Carl Sagan’ın kitapları ve eserleri

Carl Sagan’ın soluk mavi nokta sözü

Carl Sagan’ın en tiratlarından biridir… Bu sözler Voyager 1 tarafından 14 Şubat 1990’da çekilen görüntüden esinlenerek yazılmıştır. Uzay aracı güneş sistemimizin kenarına ulaştığında, tam 6,4 milyar kilometre uzaklıktan Dünya’ya son bir bakış atıp bir resmi çekti. Resimde Dünya küçücük bir nokta olarak gözüküyordu. Bu resim bize aslında evrende bir toz zerreciğinden bile küçük olduğumuzu hatırlatıyordu… Şöyle diyordu Sagan:

Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. Eğer bu resme dikkatlice bakarsanız, orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burası; evimiz. O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her kral ve her köylü, birbirine aşık olan her genç çift, her anne ve her baba, umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir “yıldız”, her bir “yüce önder”, her aziz ve her günâhkar işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde.

Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün… Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün… Anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!

Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.

Dünya… Şu ana kadar, yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. En azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. Evet, ziyaret ediyoruz. Ama henüz yerleşemiyoruz. Beğensek de beğenmesek de, Dünya şu an için yaşadığımız yegâne yer.

Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.

Cal Sagan sözleri

Cal Sagan’ın herkese ilham verebilecek diğer sözlerini de şu şekilde derledik:

  • Bir yerlerde, inanılmaz bir şeyler keşfedilmeyi bekliyor.

  • Her birimiz, kozmik perspektifte çok kıymetliyiz. Bir insan sizinle aynı fikirde değilse, yaşamasına izin verin. Yüz milyar galakside başka bir tane daha bulamazsınız.

  • DNA’mızdaki azot, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, elmalı turtalarımızdaki karbon, çökmekte olan yıldızların içlerinde yapıldı. Hepimiz birer yıldız tozuyuz.

  • Bilim yalnızca maneviyatla uyumlu değildir; derin bir maneviyat kaynağıdır.

  • Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir.

  • Hayal gücü bizi çoğu zaman olmayan dünyalara götürecek, ancak onsuz hiçbir yere gidemeyiz.

  • Bir gün boyunca çırpınan ve sonsuza kadar süren düşünen kelebekler gibiyiz.

  • Evren oldukça büyük bir yer. Eğer içerisinde sadece biz varsak bu korkunç bir yer israfına benziyor.

  • Bizler gibi küçük yaratıklar için, büyüklük yalnızca sevgi ile katlanılabilir.

  • Yok olma kuraldır. Hayatta kalmak istisnadır.

  • Delil yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.

 

 

Kaynaklar: Kaynak-1

 

İlginizi çekebilir:

Yuri Gagarin Kimdir

Edwin Hubble Kimdir?

Neil Armstrong Kimdir?

Stephen Hawking Kimdir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16 − five =