Uluğ Bey kimdir? Uluğ Bey’in hayatı ve yaptığı çalışmalar

Yazıyı Sosyal Medya Hesaplarında Paylaş

Uluğ Bey’in hayatı kısaca

Uluğ Bey kimdir kısaca şöyle yanıtlayabiliriz:

22 Mart 1394 yılında Sultaniye kentinde Özbekistan’da dünyaya gelmiştir. Esas ismi Mirza Muhammed Ṭaragay bin Şāh Ruḫ’dur. Timur İmparatorluğu’nun hükümdarı olan Timur’un oğlu Şahruh’un büyük oğludur. Timur İmparatorluğu’nun 4. Hükümdarıdır. Matematik ve astronomi alanında yaptığı çalışmalarla Türk tarihinde farklı bir yer edinmiştir. Semerkant’ta bir rasathane ve medrese yaptırmıştır. 25 Ekim 1449 yılında Bağrın Semerkant’ta hayata veda etmiştir ve mezarı halen Semerkant’ta bulunmaktadır.

Uluğ Bey’in hayatını daha detaylı olarak öğrenmek için yazının devamını okuyabilirsiniz.

Uluğ Bey hakkında bilgi

Uluğ Bey’in bilime katkıları ve buluşlarını şöyle özetleyebiliriz:

Çocukluk yıllarında 1394-1405 yılları arasında sarayda geleneksel dinî ilimler, mantık, matematik ve astronomi öğrenimi görmüştür. 1404’te Muhammed Sultan’ın kızı Öge Begüm ile evlenmiştir. Babası Uluğ Bey’e 1409 yılında Semerkant merkezli Mâverâünnehir bölgesinin yönetimini vermiştir.

Gençlik yıllarında Bursalı Kadızade ile tarafından eğitilmiş ve Kadızade’nin Uluğ Bey’in bilime yönelmesinde eşsiz katkıları olmuştur.

1446 yılında babası hükümdar Muînüddin Şah Ruh´un vefatından sonra hükümdar olmuştur. Uluğ Bey tahta geçince, Osmanlı Devleti ile münasebetlerini sıklaştırmaya ve geliştirmeye gayret etmiştir.

Uluğ Bey savaştan çok kendisini bilime adamış bir hükümdardır. Devlet adamlığı yılları sırasında matematik ve astronomi ile yakından ilgilenmiştir. Fen bilimleri ve astronomiye olan ilgisi, kendisini zamanının en bilinen astronomlarından biri haline getirmiştir. Kendi döneminde Semerkant kenti de bilimin, sanatın ve edebiyatın en parlak günlerini yaşadığı bir merkez haline gelmiştir.

Uluğ Bey Semerkant’ta bir medrese, bir de rasathane yaptırmıştır. Bu rasathane orta çağdaki astronomi bilgisini en yüksek düzeye ulaştırmıştır. Mesud el-Kâşî, Ali bin Muhammed (Ali Kuşçu) gibi döneminin en üst düzey bilginlerini sarayına toplamıştır. Bu bilginler Uluğ Bey’in vefatından sonra da  çalışmalarını devam ettirmişler ve bilgilerini gelecek nesillere aktarmışlardır.

Uluğ Bey ne yapmıştır?

Uluğ Bey zamanında yeni astronomik aletler yapılmış, eski aletler geliştirilmiştir. IX. ve X. yüzyılda bir usturlab* ile ancak 43 işlem yapılabilirken, Uluğ Bey zamanında geliştirilen usturlabta, 1000’den fazla işlem yapabiliyordu. Uluğ Bey’in geliştirdiği usturlabının çapı yaklaşık 40 metreydi.

(*Usturlab, Güneş’in, Ay’ın, gezegenlerin ve yıldızların konumlarının ölçümünde, yerel saatin ve İslâm dininde namaz vakitlerinin belirlenmesinde ve denizde yön bulma işlevini görmektedir)

Uluğ Bey astronomik aletler yapmasının yanı sıra, gökyüzünün bir de haritasını yapmayı başarmıştır.

1437’de, büyük eseri Zic-i Uluğ Bey’i (Gürgani Takvimi olarak da adlandırılır) yazmıştır. Bu eser kullandığı Zîc-i İlhânî’de gördüğü bazı ölçüm hatalarını ve eksiklikleri gidermiş, hem İslâm dünyasında hem de Avrupa’da kaynak eser olarak kabul edilmiştir. Zic-i Uluğ Bey Batlemyus ve Nasirüddin Tusi’nin hazırladığı ziclerden sonra üçüncü büyük zic* olarak adlandırılmaktadır.

(*Zic: astronomi eserlerinde gözlem sonuçlarının bir çizelge biçiminde verildiği kitap)

Eserde gökyüzünün güneyinde kalan 48 takımyıldızı işleniş ve bu takımyıldızlar içerisinde bulunan 1018 yıldızın koordinatları tespit edilmiştir. 4 bölümden oluşan eserde ilk bölümde kronolojik sistemler, ikinci bölümde pratik astronomi bilgileri, üçüncü bölümde gök cisimlerinin hareketleri ve yerleri, dördüncü bölümde ise astrolojik bilgiler yer almaktadır. Uluğ Bey’in bu eseri 1665’te Oxford’da İngilizce ve 1853’te de Fransızca olarak basılmıştır. Esere Ali Kuşçu ve Mirim Çelebi tarafından *şerhler yapılmıştır. Bu eserin asıl kopyalarından biri Irak ve İran savaşlarından sonra Türkiye’ye getirilmiş ve halen Ayasofya kütüphanesindedir.

(*Şerh: bir kitabın ibaresini kelime kelime açıp îzah ederek yazılan kitap)

Uluğ Bey, astronomi çalışmalarının temelini teşkil eden trigonometri ilmi üzerinde de geniş çaplı çalışmalar yapmıştır.

Milletlerarası Astronomi Derneği de Ay yüzeyindeki bir kratere onun adını vermiştir. Beş ülkenin astronomlarından ve özellikle Ay’a uydu gönderen ülkelerin uzmanlarından oluşan bir komisyonun hazırladığı Ay Haritasında, üç Türk astronomunun adı yer alır. Büyük bir kratere Uluğ Bey adı verilmiştir. Diğer kraterler, Beyruni ve Nasireddîn Tûsî’nin adlarını taşımaktadır.

Uluğ Bey’in 1449 yılında ölmesinden sonra sarayındaki bilim adamları Anadolu’ya gelerek burada Osmanlı’nın bilimsel gelişimine katkıda bulunmuşlardır.

Uluğ Bey bugün Türk-İslam dünyasının, en ünlü astronomu, bilim ve devlet adamı olarak kalmaya devam ediyor. Doğduğu vatanı Özbekistan’da onun adı ebedileştirilmiş ve her yıl doğum ve ölüm günü özel törenlerle kutlanmaktadır.

Uluğ Bey’in eserleri

Zeyç Kürkani

Zic-i Uluğ Bey

Uluğ Bey’in sözleri

  • İlmin hükümran olduğu bir ülkenin ferdi olmayı hükümdar olmaya tercih ederim
  • İlim öğrenmek ve buna kalkışıp öğrenmeye çalışmak her müslüman erkeğin ve kadının kutsal vazifelerinden biridir.

Kitap tavsiyesi

Uluğ Bey

 

 

Görsel kaynak: Wannart.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirteen + ten =