Satürn Gezegeni

Yazıyı Sosyal Medya Hesaplarında Paylaş

Dünya’dan çıplak gözle görülebilen en uzak gezegen olan Satürn, çok eski uygarlıklardan beri bilinen birkaç gezegenden biridir. Ayrıca bünyesinde bulundurmuş olduğu halka sistemi, Satürn’ü Güneş Sistemi’ndeki en dikkat çekici, en olağanüstü gök cismi ve gezegenlerden biri haline getiriyor. Ayrıca çapı ve kütlesi bakımından Güneş Sistemi’ndeki en büyük ikinci gezegendir. Yazımızın devamında Satürn gezegeni hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Satürn Gezegeni Özellikleri

Satürn Yüzeyi, Boyutları ve Kütlesi

Satürn Dünya kıyaslaması
Satürn Dünya kıyaslaması
  • 54364 km’lik kutup yarıçapı ve 60268 km’lik ekvator yarıçapı olan Satürn, ortalama yarıçapı 58232 km’dir ve Dünya yarıçapının 9.13 katıdır.

  • 6846×1026 kg ağırlığında olan Satürn, Dünya’nın 95.15 katıdır.

  • Ayrıca 4.27×1010 km2‘lik yüzey alanına sahiptir. Yüzey alanı bakımından Dünya’nın 83.703 katıdır.

  • Satürn bir gaz devi gezegeni olduğundan dolayı, önemli ölçüde büyük bir hacme sahiptir. Hacmi 8.2713×1014 km3’tür ve yaklaşık olarak Dünya hacminin 763.59 katıdır.

Yansıtılabilirlik derecesi(albedo) 0.47 olan gezegen, böylece yüzeyine düşen güneş ışığının yarıya yakınını görünür tayfta yansıtmaktadır. Ancak kızılötesi alandaki ışınım ölçüldüğünde, Satürn’ün Güneş’ten aldığı enerjinin 3 kat fazlasını dışarı yaydığı görülür. Gezegendeki ortalama sıcaklık -178 °C’dir.

Satürn, dış atmosferi hidrojen ve helyum olan dev bir gaz gezegenidir. Atmosferi, amonyak, fosfin, su buharı ve hidrokarbon izlerine sahip olup sarımsı-kahverengi bir renk verir.

Satürn İç yapısı

satürn iç yapısı
satürn iç yapısı

20. yüzyıl başlarından itibaren, gezegenlerin çap, kütle, yoğunluk, kendi etrafında dönme hızları, uydularının davranışları gibi verilerden yola çıkılarak iç yapıları hakkında ortaya atılan görüşler, daha sonra gerçekleştirilen birçok uzay aracı araştırması ile zenginleştirilmiş ve günümüzde oldukça tatminkar modeller geliştirilmiştir.

Satürn’ün merkezinde demir ve ağır metallerle birlikte bunları çevreleyen daha hafif elementlerin oluşturduğu bir ‘buz’ ve ‘kaya’ tabakasından oluşan bir çekirdek bulunur. Çekirdek, Dünya’nın 10-20 katı büyüklüğünde olduğu düşünülmektedir.

Çekirdeği çevreleyen alanda metalik hidrojenden oluşmuş manto tabakası yer alır. En dışta, gezegenin hacminin %90’ını oluşturan en az 30.000 km. kalınlığında moleküler hidrojen tabakası bulunur. Gezegenin yüzeyine yaklaşıldıkça basınç, ısı ve yoğunluk düşer, hidrojen sıvıdan gaza dönüşür ve giderek atmosfer olarak adlandırılabilecek ortama geçilir.

Satürn’ün benzersiz bir özelliği de Güneş Sistemindeki yoğunluğu en az olan gezegen olmasıdır. Satürn yoğun, katı bir çekirdeğe sahip olmasına karşın gezegenini yoğunluğu  0.687 g/cm3’tür. Bu değer göz önünde bulundurularak, Satürn’ün sudan daha hafif bir gezegen olduğu söylenebilir.

Satürn Atmosfer ve İklimi

satürn atmosferi
satürn atmosferi

Satürn’ün kalın ve karmaşık bir atmosfer tabakası vardır. Atmosferin temel bileşeni, bir gaz devi gezegenden bekleneceği gibi, hidrojen gazıdır. Ancak, Jüpiter‘in atmosferinden farklı olarak, helyum oranının beklenenden düşük olduğu bilinir. Bu olgunun, helyumun kütle çekimi etkisi ile gezegenin daha derinlerine doğru çökmesi ile ilişkili olabileceği düşünülüyor.

Atmosfer kimyasal bileşenler

Satürn atmosferi %94 hidrojen ve %6 helyumdan oluşmaktadır. Bunların yanı sıra eser miktarda metan, su buharı, amonyak bulunur. Ayrıca Azot, hidrojen, karbon, oksijen, kükürt, fosfor ve diğer elementleri içeren çeşitli bileşiklere milyonda bir düzeyini geçmeyen oranlarda rastlanır.

Aslında gaz devlerinin belirli bir yüzeyi olduğu söylenemez, gezegenden atmosfer olarak adlandırılabilecek en dış gaz tabakasına doğru kesintisiz, yumuşak bir geçiş söz konusudur. Bu tür gezegenlerin çapları hesaplanırken 1 bar (yaklaşık 1 atmosfer) sınırının dışında kalan kısım dikkate alınmaz, basıncın 1 barı aştığı noktadan itibaren tüm hacim gezegenin sınırları içinde kabul edilir.

Satürn’ün daha zayıf çekim gücü nedeniyle, atmosferi gezegenin merkezinden uzaklık bakımından daha geniş bir alana yayılmıştır. Derinlikle ısı ve basınç artışı Jüpiter’e oranla daha azdır. Bu nedenle, atmosferin alt sınırı olarak kabul edilebilecek fizik koşullara çok daha derinlerde ulaşılır. Aynı şekilde, atmosferin çeşitli yükseltilerinde görülen değişik bileşiklerin yoğunlaşmasından oluşmuş bulutlar Jüpiter’e oranla birbirinden daha aralıklı yer alırlar. En yüksek bulutlar, tropopoz düzeyinin yaklaşık 100 km. altında amonyak, 200 km. altında amonyum hidrosülfid ve 300 km. altında su buzundan oluşmuş bulutlardır.

Satürn’ün atmosferinde bulunan bir başka büyüleyici fenomen, büyük beyaz lekelerin ortaya çıkmasıdır. Bunlar, daha kısa ömürlü olmalarına rağmen, Jüpiter’de bulunan Büyük Kırmızı Nokta ile benzer olan Satürn’deki fırtınalardır. Hubble Uzay Teleskop’u 1990 yılında Satürn’de çok şiddetli fırtınalar olduğunu gözlemlemiştir. Anca bu fırtınalar Voyager uzay aracının 1981 yılında Satürn’den geçişi sırasında gözlemlenmemiştir. Bu gözlemlere dayanarak bu fırtınaların doğada periyodik olarak gerçekleştiği söylenebilir.

Satürn Manyetik alanı

Cassini’den yapılan ölçümler Satürn’ün manyetosferi hakkındaki anlayışımızı tamamen değiştirdi, ancak hala Satürn manyetosferi hakkında bilinmeyen birçok soru var. Şimdilik bilinenler ışığında şunlar söylenebilir. Satürn güçlü bir manyetik alana sahiptir. Jüpiter’in manyetik alanının yirmide biri kadar güç Satürn’ün Dünya’dan yaklaşık 578 kat daha güçlü bir manyetik alanı vardır.

 

Satürn Gezegeni’nin Yörüngesi

satürn yörüngesi
satürn yörüngesi

(Not: AB, Astronomik birimdir. Bir astronomik birim Güneş’in merkeziyle Dünya’nın merkezi arasındaki uzaklıktır.)

  • Satürn gezegeni Güneş’ten uzaklığı ortalama 1.426.725.400 km’dir. Dünya ile kıyaslandığında  9,53707 AB katıdır.
  • Güneşe en yakın olduğu konumdaki uzaklığı(Bu duruma Perihelion, Periapsis yada Günberi denir) ise 1.349.467.000 km’dir. Yani Dünya’nın 9.177 AB katıdır.
  • Güneşe en uzak olduğu konumdaki uzaklığı da(Bu duruma Afelion, Apoapsis yada Gönöte denir) 1.503.983.000 km’dir. Yani Dünya’nın 9.886 AB katıdır.

Satürn’ün ortalama 9.69 km/s’lik yörünge hızıyla, Güneş etrafındaki tek bir devrini tamamlaması 29.4571 Dünya yılı sürer. Bununla birlikte, Jüpiter’de olduğu gibi, Satürn’ün kendi ekseni etrafında dönüşü gezegenin belirli bölgelerinde farklılıklar göstermektedir.

Satürn’ün kendi ekseni etrafında dönüşü

Katı bir yüzeye sahip olmayan Satürn’ün dönüş özelliklerinin, atmosfer yapılarının gözlenen hareketlerine göre belirlenmesine çalışılmıştır. Ekvator bölgesi ile kutupların farklı devirlerle dönmesi, ‘Sistem I’ ve ‘Sistem II’ olmak üzere iki ayrı dönme süresi tanımlanmasına yol açmıştır. Ekvator bölgelerinin dönüşü 10 saat 14 dakika 00 saniyede tamamlanır ve Sistem I olarak adlandırılır. Kutup bölgelerinde dönüş süresi 10 saat 39 dakika 24 saniyedir ve Sistem II adını alır. Satürn’den yayılan mikrodalga ve radyo dalgaboyundaki ışınımların ise 10 saat 39 dakika 22,4 saniyelik bir dalgalanma göstermelerine dayanarak, gezegenin manyetik alanını belirleyen metalik hidrojen kütlesinin bu hızla dönmekte olduğu sonucu çıkarılmıştır. ‘Sistem III’ adı verilen bu periyot Satürn’ün gerçek dönüş hızı olarak kabul edilir ve bu değerin kutuplardaki dönüş hızı ile hemen hemen aynı olduğu, ekvatorda ölçülen farklı hızın bu bölgelerdeki bulutların 1800 km./saat hıza ulaşan rüzgarlar nedeniyle doğuya doğru hareket etmelerinden kaynaklandığı dikkati çeker.

 

Satürn Gezegeni’nin Uyduları

Satürn uyduları
Satürn uyduları

Satürn’ün resmi olarak ad verilmiş 53 uydusu vardır. Henüz isim verilmemiş olanlar ile beraber bu rakam 62’ye çıkmaktadır. Satürn’ün uydularının yapıları ve boyutları birbirlerinden çok farklıdır. Kimi tamamen buz, kimi tamamen taşken, bazıları hem buz hem de taştır.

Satürn’ün en büyük 8 uydusunu inceleyecek olursak,

Titan

Satürn’ün en büyük uydusudur. Satürn’ün uyduları arasında da ilk keşfedilenidir. Titan, Güneş sisteminde kayda değer bir atmosfere sahip tek uydudur. Atmosferi, Titan’ı yaşam kaynağı olabilmesi için en iyi muhtemel adaylardan biri yapar. Titan, Ayrıca Merkür‘den daha büyüktür. Birçoğu hidrokarbon dolu göllerin yanı sıra son derece uzun dağlara da ev sahipliği yapar.

Dione

Merkezinin taştan, çevresinin ise su ve buzdan oluştuğu düşünülüyor. Uydu aynı zamanda ince bir oksijen atmosferi barındırır ve yüzeyinin altında sıvı bir okyanusa sahip olabileceği düşünülüyor.

Enceladus

Uydunun buzlu yüzeyi onu Güneş sistemindeki en parlak nesnelerden biri haline getirir. Ayrıca Enceladus’un yaşama olanak sağlayabilecek bir yeraltı okyanusu da vardır.

Hyperion

Hyperion, düzensiz bir görünüme sahip küçük bir uydudur. Düzensiz görünümünün sebebinin başka bir uydudan çarpışma sonucu kopmuş olabileceği düşünülüyor.

Iapetus

Bu ayda Güneş sistemindeki en yüksek dağlardan bazıları bulunur.

Mimas

Çarpışmalar, Mimas’ın Güneş sistemindeki en fazla kratere sahip uydulardan biri olmasını sağlamıştır. Satürn’ün büyük aylarından en küçüğüdür ve Satürn’e en yakın yörüngede olandır.

Rhea

Odukça kraterli bir uydudur ve merkezinde bir çekirdek yoktur. Bunun yerine, tamamı buzdan oluşur. Ayrıca Güneş sisteminde bilinen oksijen atmosferi olan tek uydudur.

Tethys

Satürn’e oldukça yakındır ve gezegenin yerçekimi etkisini hisseder. Satürn’ün sıcağı, ayın buzlu yüzeyinin hafifçe erimesini sağlar.  Neredeyse tamamen su buzundan yapılmış yüzey çok yansıtıcıdır.

Satürn gezegeninin isim verilen diğer uyduları şu şekildedir.

9. Erriapus

21. Ymir

33. Pallene

45. Kari

10. Phoebe

22. Paaliaq

34. Polydeuces

46. Loge

11. Janus

23. Tarvos

35. Daphnis

47. Skoll

12. Epimetheus

24. Ijiraq

36. Aegir

48. Surtur

13. Helene

25. Suttungr

37. Bebhionn

49. Greip

14. Telesto

26. Mundilfari

38. Bergelmir

50. Jarnsaxa

15. Calypso

27. Albiorix

39. Bestla

51. Tarqeq

16. Kiviuq

28. Skathi

40. Farbauti

52. Anthe

17. Atlas

29. Siarnaq

41. Fenrir

53. Aegaeon

18. Prometheus

30. Thrymr

42. Fornjot

 

19. Pandora

31. Narvi

43. Hati

 

20. Pan

32. Methone

44. Hyrrokkin

 

 

İsimlendirilmemiş diğer uyduları da şunlardır:

1

S/2004 S7

2

S/2004 S12

3

S/2004 S134. S/2004 S17

4

S/2006 S1

5

S/2006 S37. S/2007 S2

6

S/2007 S3

7

S/2009 S1

 

 

Satürn Gezegeni’nin Halkaları

Satürn halkaları
Satürn halkaları

Satürn’ün ilk bakışta dikkat çeken en önemli özelliği halka sistemidir. Satürn‘ün halkaları, gökyüzünün basit teleskoplarla izlenmeye başlandığı 17. yüzyıldan bu yana Satürn’ü diğer gezegenlerden ayırt eden eşsiz bir yapı olarak nitelendirmiştir. 1970’lerden sonra diğer gaz devlerinin de halkaları bulunduğu keşfedilmiştir.

Toz ve diğer kalıntılardan oluşan milyarlarca küçük buz parçacıklarından oluşur. Halkaların bu yapıda olması eski medeniyetlerden günümüze kadar yapılan gözlemlerde diğer gezegenlerin aksine Satürn’dekilerin niye daha görünür olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü buz parçacıkları güneş ışınlarını diğer gezegen halkalarındaki yapılardan çok daha iyi yansıtıyor.

Satürn halkalarındaki parçacıkların bir kısmı ufak taneler kadar küçüktür, bazıları bir kamyon büyüklüğündedir. Ancak Satürn’ün halkalarının ne zaman ve nasıl oluştuğu kesin olarak bilinmiyor. Bilim insanları, yakın bir uydusunun, bir asteroit ya da bir kuyruklu yıldızın Satürn’ün güçlü kütle çekim etkisiyle parçalanarak halkaları oluşturmuş olabileceğini tahmin ediyor. Bazı bilim insanları ise halkaların Satürn’ün içinde oluştuğu toz ve gaz bulutundan artakalan maddelerden meydana geldiğini düşünüyor.

Ayrıca bilim adamlarının Güneş Sistemi oluşumu gizeminin Satürn halkalarında yattığını düşünmektedir. Bu halkaların, uyduların oluşumunun Güneş Sistemi’nin ve diğer gezegenlerin oluşumuna ışık tuttuğu düşünülmektedir. Satürn kendi içinde küçük bir Güneş Sistemi olarak düşünülebilir.

Halkalar arasındaki uzaklıklar, halkaların Satürn merkezinden olan uzaklıkları ve halkaları birbirinden ayıran ayırımların uzaklıkları aşağıdaki tabloda detaylı bir şekilde görülebilir.

Halka adı

Halkanın Satürn’e uzaklığı (km)

Halkanın Genişliği (km)

Halka hakkında bilgi

D Halkası

66.900 – 74.510

7.500

Soluktur. Yalnızca yansıyan ışıkta görünür

C Halkası

74.658 – 92.000

17.500

 

B Halkası

92.000 – 117.580

25.500

En parlak halkadır.

A Halkası

122.170 – 136.775

14.600

Dünyadan görünen en dış halkadır.

F Halkası

140.180

30 – 500

Soluktur ve en dar ana halkadır.

G Halkası

166.000 – 175.000

9.000

 

E Halkası

180.000 – 480.000

300.000

 

 

Satürn Gezegeni’nin Gözlem Tarihi

Satürn, gece çıplak gözle görülebilen gezegenlerden biri olduğu için insanlar binlerce yıldır gözlemlemektedir. Eski uygarlıklar Satürn’ü bilinen beş gezenin en uzak olanı kabul ettiği için çeşitli mitolojilerde özel anlamları vardı. Yapılan ilk gözlemleri Babillerin yaptığı biliniyor. Babilli astronomların zodyak boyunca hareketlerini sistematik olarak gözlemleyip kaydettiler. Ayrıca diğer birçok eski medeniyet tarafından gözlemlendi ve kendi geleneklerine göre isimler verildi.

  • 1610 yılına kadar Satürn doğrudan gözlemlenememiştir. Galileo Galilei kendi yaptığı teleskop yardımı ile gözlediği Satürn’ün küresel bir yapısı olduğunu fark etti, gezegenin her iki yanında kendi deyimi ile ‘kulak’ olarak nitelediği ve sonradan Satürn‘ün halkaları oldukları anlaşılacak oluşumları gözlemledi.

  • Christiaan Huygens, daha büyük bir teleskop kullanarak bu halkaları direk gözlemledi ve Galileo’nun gözlemlediği oluşumun Satürn’ün halkaları olduğunu açıkladı. Huygens ayrıca Satürn’ün uydusu Titan’ı da keşfetmiştir.

  • 1670’ler ve 1680’lerde Fransız-İtalyan gök bilimci Giovanni Domenico Cassini, halkalar içindeki Cassini bölümünü ve dört yeni uyduyu daha (Japetus, Rhea, Tethys, Dione)keşfetti.

  • İlerleyen yıllarda Satürn ile ilgili kayda değer bir gözlem yapılmamıştır. 1789’da İngiliz gök bilimci Sir William Herschel Satürn’ün basıklık derecesini hesapladı, iki yeni uyduyu daha (Mimas, Enceladus)keşfetti.

  • 1837 yılına gelindiğinde Alman gök bilimci Johann Encke halkalardaki kendi adıyla anılan boşluğu keşfetti.

  • 1848’de William Lassell Hyperion’u, 50 yıl sonra ise 1898’de William Henry Pickering Phoebe’yi keşfetti.

  • 1903 yılında Satürn yüzeyinde bugün fırtına alanları ile ilişkilendirilen beyaz lekeler ilk kez gözlendi.

  • 1966’da Janus ve Epimetheus keşfedildi. Uzay araçlarının Satürn hakkında bilgiler toplamaya başlayıncaya kadar yapılan son keşif Janus ve Epimetheus keşifleridir. İlerleyen yıllarda yapılan uzay çalışmaları Satürn hakkında çok daha fazla bilgi edinmemizi sağlamıştır.

 

Satürn Gezegeni ile İlgili Araştırmalar ve Görevler

Cassini uzay aracı
Cassini uzay aracı

20.yüzyılın sonlarına gelindiğinde insansız uzay araçları sayesinde gezegen hakkında Gezegen bileşimleri, halka yapısı uyduları gibi çok önemli bilgiler toplandı.

Pioneer 11

Satürn hakkında bilgi toplayan ilk çalışma 1979 yılında NASA tarafından gerçekleştirildi. Pioneer 11 uzay aracı Satürn’ün 20.000 km uzağından geçerek gezegen hakkında önemli bilgileri topladı. Çözünürlükleri çok düşük olmasına rağmen, çekilen fotoğraflar sayesinde kendisinden sonra yapılacak çalışmaların planlanması için çok kritik olan bilgiler toplandı.

Pioneer 11, Satürn’ün boyutları ve çekim gücünü duyarlı biçimde ölçerek, yoğunluğunun ve kütlesinin daha kesin bir şekilde hesaplanmasına olanak sağlandı. Ayrıca Satürn’ün ve uydularının birçok fotoğrafı çekildi. F Halkasını ve halkalardaki karanlık boşlukların Güneşe doğru bakarken parlak olduğu gerçeğini ortaya koydu. Bu da ince ışık saçan malzemeler içerdikleri anlamına geliyordu. Ek olarak, Pioneer 11 Titan sıcaklığını da ölçmüştür.

Voyager 1 ve Voyager 2

Pioneer 11’den sonraki uçuşlar olan Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçları sırasıyla Kasım 1980 ve Ağustos 1981 tarihlerinde Satürn’ün yakınından geçerek gözlemlerde bulundular.Uzay araçları gezegenin, halkalarının ve uydularının yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını çektiler ve Dünya’ya gönderdiler. Bu uçuşlar sırasında yapılan bazı keşifler şunlardır;

  • Satürn atmosferindeki Helyum oranının Jüpiter’dekine göre az olduğu anlaşıldı.

  • Satürn atmosferindeki bantlar, geçici oval yapılar gözlemlendi. 1800 km./saat hızına ulaşan büyük ölçekli atmosfer akımları saptandı.

  • Gezegenin karanlık yüzünden radyo dalgaları ile yapılan gözlemlerle atmosferin değişik düzeylerindeki sıcaklıklar ölçüldü.

  • Kutup ışıkları gözlendi. Bu arada, orta enlemlerde mor ötesi bantta kutup ışıklarına benzer, nedeni açıklanamayan ışınımlar saptandı.

  • Halkaların ayrıntılı yapısı gözlendi, sayılamayacak kadar çok miktarda küçük halkacıklardan oluştukları anlaşıldı. Yeryüzünden yapılan gözlemlerde sınırlı şekilde görülebilen D ve E halkalarının varlığı kanıtlandı, G halkası keşfedildi.

  • B halkasında ‘araba tekerleklerinin çubuklarını’ andıran ışınsal yoğunluk değişimleri gözlendi.

  • Satürn’ün 4 yeni uydusu keşfedildi. Bunlardan Pan’ın fark edilmesi, Voyager 2 uzay aracının gezegeni ziyaretinden 9 yıl sonra eldeki fotoğrafların yeniden incelenmesi sırasında gerçekleşti.

Cassini-Huygens

Satürn ve sisteminin araştırılması amacıyla 1997 yılında fırlatılan Cassini-Huygens uzay aracı, 1 Temmuz 2004’te Satürn çevresinde yörüngeye girdi. İki ayrı uzay sondasından oluşan araçtan, Huygens iniş aracı ayrılarak 14 Ocak 2005’te Satürn’ün en büyük uydusu Titan üzerine iniş yaptı. Cassini yörünge aracı ise Satürn çevresinde değişen yörüngeler izleyerek gezegen ve çeşitli uyduları ile ilgili gözlemlerine başladı.

Cassini-Huygens aracının yaptığı bazı keşifler şunlardır;

  • Satürn’ün kendi etrafında dönüş hızı ile ilgili olarak 1997 yılında Fransız gözlemcilerin saptadığı ve daha önceki bilgilerle çelişen veriler doğrulandı ve gezegenin radyo kaynağının dönüş periyodu 10 saat 45 dakika 45 saniye olarak belirlendi.

  • Araç, yörünge giriş manevrasından önce Satürn halka düzlemini kuzeyden güneye doğru geçti. F ve G halkaları arasındaki boşluktan yapılan bu geçiş, boşluk olarak kabul edilen bölgedeki parçacıkların miktarı konusunda bilgi verdi.

  • Phoebe, Titan, Japetus ve Enceladus yakın geçişleri gerçekleştirilerek uyduların yüksek çözünürlüklü görüntüleri elde edildi ve bilimsel gözlemler gerçekleştirildi.

  • Huygens sondası, Titan yüzeyine iniş sırasında uydunun atmosferi ve yüzeyi hakkında veriler topladı ve görüntüler elde etti.

  • Satürn’ün 4 yeni uydusu keşfedildi.

  • 2006’da NASA, Satürn’ün uydusu Enceladus’da patlayan sıvı su rezervlerine dair kanıtlar bulduğunu bildirdi. O zamandan beri güney kutup bölgesinin çevresinde yoğunlaşmış 100’den fazla gayzer tanımlanmıştır. 

  • Mayıs 2011’de NASA bilim adamları, Enceladus’un iç okyanusunun dünya dışı yaşam arayışında en muhtemel aday olabileceğini bildirdi.

Aşağıdaki videoda Cassini görevinin bitişini izleyebilirsiniz.

Satürn Gezegeni ile İlgili Diğer Gerçekler

  • Saturn, güneş sistemimizdeki herhangi bir gezegenin en hızlı rüzgarlarına sahiptir

  • Satürn güneş sistemindeki en az yoğun gezegendir.

  • Satürn’ün uydusu Titan, Jüpiter’in uydusu Ganymede’nin ardından Güneş Sistemindeki en büyük ikinci uydudur.

  • Satürn, sekiz gezegenin en yassısıdır.

  • Satürn soluk sarı renkte görünür çünkü üst atmosferi amonyak kristalleri içerir.

  • Satürn ve Jüpiter, güneş sistemindeki tüm gezegen kütlesinin% 92’sini oluşturuyor.

 

 

Kaynaklar: Kaynak-1  Kaynak-2  Kaynak-3  Kaynak-4  Kaynak-5 

 

İlginizi çekebilir:

Merkür Gezegeni 

Venüs Gezegeni

Dünya Gezegeni

Mars Gezegeni

Jüpiter Gezegeni

Uranüs Gezegeni

Neptün Gezegeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one × one =